Yazı Detayı
13 Ekim 2017 - Cuma 06:26 Bu yazı 31 kez okundu
 
Kitap yârânının efendisi
Ahmet Doğan İLBEY
lbeyali@hotmail.com
 
 

Ağır kitap yârânından bahsetmek icap ettiğinde daha dokuz yaşındayken kitap sevdasına düşen ve ölünceye kadar da bu sevdasını sürdüren Ali Emîrî Efendi (l854-l924) ile başlamak hürmet gereğidir. Meşhur Millet Kütüphânesi’nin, ömrü boyunca büyük fedakârlıklarla topladığı l6.000 cilt yazma ve matbû eserle

l9l6 yılında onun tarafından kurulduğunu kitapla âşina olanlar bilirler.

 

Yokluk çektiği günlerde bile büyük paralar teklif edilmesine rağmen bir kitabını dahi satmayan ve böylelikle bu ülkeye emsalsiz bir kütüphâne bırakır. Bu muhteşem kütüphâneye kendi adının verilmesi yerine Millet Kütüphânesi denmesini ister.

 

Değerli bir kitabı dostlarına göstereceği zaman “Alın, bakın, inceleyin” sözleri yerine “Ziyaret buyurun” demesiyle kitap-kültür muaşeretine edebî bir usul getirmiştir. Kitap yârânının efendisi dediğimiz Ali Emîrî’nin bu muhteşem hasleti ilkokuldan üniversiteye kadar bütün nesillere anlatılmalı.   

 

OKUDUĞU KİTAPLARI UYKUSUNDA TEKRAR EDEN ADAM                                                                                                                                                                                                                                

 

Kitap tiryakilerinin araştırmacısı Dursun Gürlek’in “Ayaklı Kütüphâneler” kitabından hülâsa ettiğimiz bilgilere göre, devrinin en şedit kitap tiryakisi olan bu zat uykudan önce okuduğu kitapları uykusunda yüksek sesle tekrar edermiş. Daha çocuk yaşta aşırı kitap okumaktan hastalanır ve doktor ona okumayı bir süre bırakıp gezmeyi tavsiye eder. Fakat o okumaktan asla beri kalmaz.              

Babası ona on beş yaşındayken ticaretle uğraşsın diye dükkân açar. Gelen müşteriye “Mal orada, fiyatı şudur, alacaksanız indireyim, yoksa beni boş yere meşgul etmeyin” diyerek kitap okumayı sürdürür. Zarar ettiğini gören babası onu dükkândan uzaklaştırmak zorunda kalır.

 

Adını kimseye söylemediği çok sevdiği bir kitabının olduğu, uyuyamadığı zaman geceleri ondan bir sayfa okuyarak huzur bulduğu, kitabın kapağını kapısı olarak gördüğü ve kelimelerine idrakin kilidi dediği anlatılıyor.      

 

Onun, bin yıllık değeri olan Kaşgarlı Mahmud’un Divanü Lûgat’it Türk isimli el yazması eserini nasıl bulduğunu okumak, insanı gerçekten ilmî heyecanlara ve âbideleşen bir kitap tiryakisinin ruhuna tazimde bulunmaya sevk ediyor.     

 

Yaşlı bir hanımın otuz altın liraya satılması için sahafa bıraktığı Divanü Lûgat’it Türk’ü görünce heyecandan kalbi çarpmaya başlar ve kendinden geçer. Üzerinde on beş lira vardır. Kalanını oradan geçmekte olan bir dostundan temin eder, sahafa da üç lira bahşiş vererek, o zamana göre yüksek bir meblağ sayılabilen otuz üç liraya bu büyük eseri alır. Sahaf eserin önemini anlar da vazgeçer diye hemen uzaklaşır ve “Bu, kitap değil, Türkistan ülkesidir. Türkistan değil, bütün cihandır” diyerek sevine sevine evine gider.

 

El yazması bu eseri o dönemin ünlü yazarlarından Ziya Gökalp’e bile göstermez. “O, dinimin ve peygamberimin düşmanı gelmesin yanıma” der. Kilisli Muallim Rıfat Bey’in görmesine ve şirâzesi bozulmuş, sayfaları dağılmış eseri düzenlemesine müsaade eder. Eserin noksansız olduğunu öğrenince sevincinden ağlar. Asırların güzidesi bu kitabın bulunuşundan sonra Türkistan’dan âlimler gelmeye başlar. Bir mânada kitabı tavaf etmektedirler. Bundan dolayı Ali Emîrî’ye “Türkistan Fatihi” diye hitap edilmeye başlanır.

 

Eserin başına bir şey gelir korkusuyla yayınlanmasına râzı olmaz. Devrin iktidarının üç paşasından biri olan Talat Paşa’nın ısrarlı ricaları karşısında basılmasına izin verir. Kitabı görmek için evine ziyarete gelen paşaya “Paşam kaç kitabınız var?” diye sorar. “Beş altı yüz vardır” deyince sinirlenerek “Yazıklar olsun! Bir sadrazamın beş yüz kitabı olsun, benim gibi onun emrinde bir defterdarın l6.000 kitabı olsun, yazık değil mi bir paşaya, yakışıyor mu size?” diye serzenişte bulunur.

 

“DİVANÜ LÛGAT’İT TÜRK SADAKASI”

 

Talât Paşa’nın, kabul etmesi için gönderdiği üç yüz altın lirayı, “Lûtfunuza, kadirşinaslığınıza teşekkür ederim, fakat parayı kabul edemem. Çünkü vatanî, millî ufacık bir hizmet mukabilinde para almış olacağım. Bu ise vicdanıma ağır gelen bir şeydir; bundan dolayı parayı iade ediyorum. Yardıma muhtaç olan birkaç namuslu aileye dağıtırsanız size müteşekkir kalacağım gibi Cenab-ı Hakk da memnun olur…” cevabıyla geri gönderir. Bu yardımın adı da “Divanü Lûgat’it Türk sadakası olsun” diyerek kültür tarihimizde âbidevî bir iz bırakır.

 

Önemli el yazması kitapları tercüme ederek Millet Kütüphânesi’ne kazandıran ve kitapların kadr ü kıymetini bilen Mehmet Serhan Tayşi Efendi onun ağır kitap tiryakiliğini hülâsa olarak şöyle anlatıyor:

 

BİR KİTABIN PEŞİNDE ÖLÜMÜNE GİTMEK

 

Kitaba o kadar düşkün ki, bir kitabın nerede, kimde olduğunu bir şekilde haber alıyor. İstihbaratı çok kuvvetli. Halep Defterdarı iken Yemen hükümdarlarının silsilesini yazan bir kitap geçer eline. Bâbıâli’ye, kendisine Yemen’e Maliye Müfettişi olarak vazife çıkartılmasını talep eder ve bir deveyle yola çıkar. Yolda Türk askerleri “Yemen’de isyan var” deseler de “Ben giderim” diyerek yola çıkar. Yemen girişinde yakalanır. “Ben falan şeyhi görmeye geldim” der. Salık verdiği şeyh isyancı kabilelerin başıdır.

 

Şeyhin yanına götürürler. Geliş sebebi sorulur. Müfettiş olarak geldiğini, ama asıl geliş gayesinin bir kitap olduğunu, elinde gösterdiği kitabın ikinci cildinin burada olduğunu söyler. “Evet bizde” derler. “Beni bir hafta on beş gün misafir edin, kitabı istinsah edeyim, sûretler benim olsun, aslı sizin olsun” deyince, şeyh ve yanındakiler, isyanın büyüdüğü bir vakitte onun bu tuhaf isteği karşısında hayretler içinde kalırlar.

 

“Bizimkiler bu kitabın kıymetini bilmez, al götür kitap senin olsun” deseler de kitabın nüshasını yazar. Aslını alır, sûretini onlara bırakır. Ayrılmadan önce Yemen çarşısında Almanların dahi peşine düştüğü otuz kırk kadar el yazması kitabı da satın alıp döner.

 

“YÂ CÂNIMDUR HÂBİB-İ NÂZENÎNÜMDÜR KİTÂB”

 

Kitap sevgisine mâni olacağını düşünmüş olmalı ki hiç evlenmemiş. Onun, “Kitap Gâzeli”nden bu hâlet-i ruhiye içinde olduğu anlaşılıyor: Dil-ber-i nev-hatta bakmam var iken hatt-ı sütûr /  Yâ cânımdur habîb-i nâzenînümdür kitâb.”

Diyor ki: Taze dilber olsa bakmam, var iken yüzü açılmamış örtülü yazılar. Kitap benim canım gibidir. Nazlı ve narin sevgilimdir

 

Kitap ve kültür tarihinde iz bırakmış böyle bir âlim ve fâzıl kitap meftununun günümüzdeki şâkirtleri de iyi atlara binip gittiler. Kitap tiryakilerinden yana hüzünlenmemek elde değil.

 

 

 
Etiketler: Kitap, yârânının, efendisi,
Yorumlar
Diğer Yazılar
“Şifa kabul etmez ağır kitap hastaları”
Mecânin-i kütüb yahut kitap mecnûnları
“Oku! zira okumayan azgınlaşır”
Musul / Kerkük’ün başına gelenlerin müsebbibi Lozancılardır
Türkler Hakk’a tapan millettir
Müslüman mahallesinde domuz dersi verilir mi?
İtirazın İsmailcesi
İsmail bayramı
Her kurban İsmail’dir, İsmail’iniz yanınızda mı?
İsmail ve bıçak
Kimi etine tâlib olur İsmail’in, kimi adanmışlığına
Milliyetçilik, cumhuriyet ve devlet Atatürkçülükle mi kaimdir?
Herkes İsmail olmalı
Osmanlı’da askerlik meselesi
Bir buğday yetiştiricisi bir darbeci generalden değerlidir
Dergi de okuyalım; dergisiz olmaz
Kitap ve dil
Yarın ölecekmiş gibi yazmak
Modern yazı seküler ve aidiyetsizdir
Kurtla çoban arasında mesai yapanlar
Kurtla bir olup kuzuyu yedikten sonra çobanla ağlayanlar
Darbeci bir general şu mısraları okuyabilir mi?
Darbeci generaller omuzundan akıllı olur
Darbeci generaller psikopattır
Darbeci generallerin çöküşü
15 Temmuz darbeci generallerle milletin savaşıdır
Darbeye karşı selâ, ezan, millet
İyi yazı kütük ve nakış sahibidir
“İyi yazı kötü yazı”
Tokluk âfettir, Müslüman az yemeli
Aynaya bakmak marifettir
Aynaya bakınca ne görüyoruz?
Somalili Mahmut’un yüreğinde Türkiye/Somali kardeşliği
Edebî hayatların kitabı: “Mekân Hikâyeleri”
Cümle Âlemin Efendisi’ne (s.a.v.) hâlnâme
Alkollü hayatı Kemalist CHP resmîleştirdi
CHP’nin cemâziyelevvelini bilir misiniz?
Dil Kapısı’ndan geçenler
Muhsin Beğ’imizden hamiyet kaldı bize
Ehl-i gece olmak
İstiklâl Marşı’nın başına gelenler
Avrupa’nın binyıllık Türk korkusu
İstiklâl Marşı mı değişsin, Cumhuriyet mi?
Türk’ün güzel sıfatlarından alpereni doğru anlamak
Cumhuriyetin “Millî” kavramına ettiği zulümler
Terkip ve İnşâ dergisinden “İslâm maarif sistemi
Millet kimlikli Türklük mü, ulus kimlikli Türklük mü?
Türk’ü Türk yapan Cumhuriyet değil, İslâm’dır
Himmeti millet olan Türklüğe ihtiyaç var
Kumarbaz Cumhuriyetin Murdar Millî (!) Piyangosu
Kalbiniz kışa dönmüşse baharla diriltin
“Aman” diye kimi çağırmalı?
Şehitlerin kanı yüzümüze değiyor/ kaatil: ABDHDPKK’dır
“Çaldım yârin kapısın…”
“Çınar”ı nasıl bilirsiniz?
Sadra şifa bir kitap: “Evin Mahremi Olmak”-2-
Kemalistler Batılılaşma uğruna Musul’dan vazgeçti
Ey ahmak! ölümden güzel bir şey var mı?
Ölümle aranız nasıl?
Müslüman Doğulu musunuz, Batılı mı?
Dil Kapısı
İsmail ve bıçak
Cemaat önderi, hocaefendi ve âlim sıfatlı Belâmlar
Bu ülke ecdadımındı / bugün benim / yarın oğlumun ve onun oğullarının olacak
Darbeci generallerin soy ağacı
Türkiye’nin emniyeti, himmeti millet olan Türklerdedir
Göster Âl-i Osman Türklüğünü Ey Türk Ordusu!
Siyaset elinde şahlanamayan bir hareket: Alperen Ocakları
Kurtlar ve darbeci generaller
Hayat yavaştı yavaş yaşardık eskiden
Ezanın hasmı darbecilerin ezana yenilişi
“General elbisesi giyen horoz”
Muhsin Yazıcıoğlu suikastının kuyruğu göründü…
Türkler Hakk’a tapan millettir
Darbeye karşı selâ, ezan ve millet
Tanrı yok, generaller var!
Darbeci generaller psikopattır
Bir buğday yetiştiricisi bir generalden değerlidir
Darbeci generaller omuzundan akıllı olur
Türkiye Yazarlar Birliği Kahramanmaraş Şubesi’nin başına gelenler
Ey generaller! sizi sigaya çeken bir millet var
Darbeci generallerin çöküşü
Târih şöyle yazacak: Darbeci generallerle milletin savaşı
“Tek Kapı” ya açılan Kapılar…
İnsanlar televizyon seyrederek ölüyorlar
Müslümanın hayatına giren Avrupa âdetidir tâtil
Eşref-i mahlûkat’tan homoekonomikus’a dönüşenler
Ölüm haberleri ve tâziyelerimiz de laikleşiyor
Sizi alnınızdan öperim Alperenler!
Uykuya dost olan Müslüman çoğalıyor/sa…
Benim yaram derin derin…
Vatan hainliğinin târifi
Amerikan yardımı alan 27 Mayıs darbecileriyle CHP ikizdir
Sohbetle sahâbe olanların milletindeniz
Medeniyet dâvamızı omuzlayan dergi: Terkip ve İnşâ
Türkiye’nin emniyeti, himmeti millet olan Türklerdedir
Yüreklerinde anne ateşi sönmeyen iki şair:
Hümâ kuşuna yahut “Himmet Hümâları” na tutunmak
Laik-altı ok anayasası Müslümanca ıslah edilmeli
Türkiye, Büyük Doğu Fikrine muhtaç
Dostunuzu, yâni benzerinizi bulun
Millet, din ve şeriat üzere gidilen yoldur
Modernizme karşı dost ve dostluk
Efendimiz Aleyhissalâtüvesselâm doğduğunda
Suriye meselesini yakın tarihte aramak
Bin miligramlık şiir böyle olur efendiler!
“Okuryazar mısın, Uyurgezer mi?”
Dil Kapısı’ndan geçmedikçe
Vatan müdafaasına çıkan dost hüzün yollamış
Nekrofil PKK ve dış düşmanlar yine Ankara’da…
“Ağlayın su yükselsin belki kurtulur gemi”
28 Şubat’ın apoletli kurtlarıyla bir olup kuzuyu yiyenler
Mukaddesatçı iktidarın medeniyetle imtihanı
“Yârin Şifa Kapısı”
“Türkü Yazıları”
Şehitler için vurun askerler vurun PKK’lıları
Bir Hocam ve Dükkânnâme
Türkiye, Bayırbucak’ı ilhak etmeli
Maraş Maraş Derler Kahramanlığın Adına
Suriye Türkmenleri, onlarda kim?!
Suriye Türkmenleri, onlarda kim?!
Türkiye PYD’ya karşı Suriye Türkmenlerini Masa’ya getirmeli
Türkiye’de aydının anatomisi
Medine, Medeniyet ve Şehir
Akademisyenin recüliyeti var mı?
Hüda Par’dan iki mektup
Türkçülerin meylettiği müelliflerin medeniyet fikrindeki ârıza ve farklılıklar
Ârızasında ısrar eden bir Türkçünün ithamnâmesi
Mehmet Âkif, Kemalist cumhuriyeti tasdik etmedi
“İktidarda Kim Var?”
Mehmet Âkif’in cenazesinde cumhuriyetin şefleri yoktu
El çek hüznümden ey zâhir erbabı
Türkçülük hareketinin Türklük anlayışı ârızalıdır
Türk milliyetçilerinin iflah olmaz hastalığı: “Atatürk’e bağlılık”
Müslümanın itini bile seven adam: Muzaffer Gözükara!
Her yer kitap, her yer fikir ve edebiyattı o gün…
“Rıza” yahut “Râzı” olmayı unutunca…
“Kelimelerin Seyir Defteri”nde yazılanlar
İslâm Medeniyetinin mukaddimesi: Câmi
“Ya Tahammül Ya Sefer'den Bize ‘İstikrar’ Düştü!”
Türkiye’deki milliyetçi hareketler İslâmî ihtiyaçtan doğmadı
“Bosna Bizim Neyimiz Olur?”
Milliyetçilik yola özürlü çıkınca…
Alkollü laik hayatı Kemalist CHP resmîleştirdi-1-
Chp’nin bugünü de cemâziyelevveli gibi kirlidir
“Maruz Kalanlar Nesli”
Kaldırım imarına değil, gönül imarına ihtiyaç var
Âkif, İslâm; Gökalp, Batı medeniyetinden yanadır
Millet, din ve şeriat üzere gidilen yoldur
İslâm medeniyetinde mûsikî “hikmetten bir cüzdür”
Üç yaralı kavram: asabiyet, kavmiyet, milliyet
“Çağın İsmailleri! bize et size cennet düştü”
Her kurban bir İsmail’dir, İsmail’iniz yanınızda mı?
Dindar Kürtlerin ve bir Astsubayın HDPKK hakkında görüşleri
Dindar / ümmetçi Kürt kardeşlerimizin cevapları
Dindar / Ümmetçi Kürtler de özerklik ve resmî dil istiyorsa…
Said Nursî Hazretlerinin “Medeniyet-i Kur’ânîye” fikri
“Aç canavara (HDPKK) tahabbüb, iyiliğini değil iştahını artırdı
Modernizmin bulaştırdığı bir hastalık: “İhtiyaç tuzağı”
Şehitler için vurun askerler vurun PKK’lıları
Kim “HDPKK”ye oy ve medya desteği vermişse haindir
Fikir Teknesi’nden peş peşe fikirli kitaplar…
Ahmet Cevdet Paşa’nın fıkıh üstü Medeniyet-i Cedide’si
Şehitlerin kanı yerde mi kalacak?
Nekrofil (ölüsevici) PKK, Amerika/İsrail provokasyonu iş başında
“Gurbet nedir bilir mi o menfâya gitmeyen?”
Tokluk âfettir, Müslüman az yemeli
Gök Kapılarından geçmek
Doğu Türkistan’a Ecdâdımız Gibi Gitmek
Alperen, İslâm devleti dâvasının mükellefiyetini taşıyana denir
Kürtçülüğün çâresi Said-i Nursi Hz.lerinin fikirlerindedir
CHP’nin desteklediği 27 Mayıs darbecilerine Amerikan yardımı
İlk Amerikancılar Chp’li, yâni Kemalistlerdi
“Amerikan saatine göre uyuyan Türk münevveri…”
“Millet”in târifi yahut millet olmanın müslümancası
19 Mayıs bayram değil, Atatürkçülük karnavalıdır
Nü-sever General Evren’in Akıbeti
İdrakimize vurulan Atatürkçülük zincirini ne zaman kıracağız?
Medeniyetimize Kasteden Medeniyetsiz Cumhuriyet
İktidar da dâhil, partilerin seçim vaatleri bayat ve fikirsiz
Altı ok muhibbi bir zındık: domuzsever Abdullah Cevdet
“Dinî” mânasına gelen “millî” kavramı neleri haizdir
Dostâne Fiskeler
Efendimiz Aleyhisselâtüvesselâm’ın şehri Medine
Efendimiz aleyhissalâtü vesselâm doğduğunda
“En iyi Türk ölü Türktür; en iyi Kürt ölü Kürttür”
“Daha Çok Ölü İstiyorum”
Fikir Teknesi’nden Necip Fazıl ve Büyük Doğu Devleti üstüne kitaplar
Tekbir, salavat ve mehterle Çanakkale şehitlerini yâdeden üniversite…
Altı Ok Cumhuriyetinin kadın projesi: “Kur’an’ı kapa, kadınları aç”
Hilâfetçilikten Devrimciliğe Evrilen “CHP Makyavelizmin Partisidir”
28 Şubat’ın paranoyak generalleri
Kıyafet İnkılâbının Kurbanı Kadınlar ve Kızlar
Bir “Türkçü” nün Türkler için zararlı fikirleri-2
Ulusal Gazeteler
Alıntı Yazarlar
K. Maraş

Güncelleme: 23.10.2017
Bugün
-
Salı
-
Çarşamba
-
K. Maraş

Güncelleme: 23.10.2017
İmsak
Sabah
Öğle
İkindi
Akşam
Yatsı
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
1
Galatasaray
23
20
0
2
7
9
2
Göztepe
17
20
2
2
5
9
3
Akhisarspor
17
17
2
2
5
9
4
Kayserispor
17
14
2
2
5
9
5
Medipol Başakşehir
16
13
2
1
5
8
6
Fenerbahçe
15
17
2
3
4
9
7
Beşiktaş
14
13
2
2
4
8
8
Bursaspor
13
16
4
1
4
9
9
Sivasspor
13
14
4
1
4
9
10
Alanyaspor
11
19
4
2
3
9
11
Yeni Malatyaspor
11
15
4
2
3
9
12
Trabzonspor
9
17
4
3
2
9
13
Antalyaspor
9
11
4
3
2
9
14
Kasımpaşa
8
13
5
2
2
9
15
Gençlerbirliği
8
12
5
2
2
9
16
K. Karabükspor
8
11
5
2
2
9
17
Osmanlıspor FK
7
13
6
1
2
9
18
Atiker Konyaspor
7
9
6
1
2
9
Arşiv Arama
Modül 1

Bu modül kullanıcı tarafından yönetilir, ister kod girilir ister iframe ile içerik çekilir. Toplamda kullanıcı 5 modül ekleme hakkına sahiptir, bu modül dahil tüm sağdaki modüller manuel olarak sıralanabilir.

Haber Yazılımı