Yazı Detayı
04 Aralık 2017 - Pazartesi 05:04 Bu yazı 36 kez okundu
 
Sahaf Hasan Efendi
Ahmet Doğan İLBEY
lbeyali@hotmail.com
 
 

Ekim ayının güz kokusu hissedilse de hava açık ve güneşliydi. Evinden yarım saat önce çıkan Refik Hüzünkâr yorulmasına rağmen adımlarını daha da hızlandırdı. Gittiği yer Sahaf Hasan Efendi’nin dükkânı olunca kuş gibi uçarak giderdi. Oraya varmak bir menzile ulaşmak gibiydi.

 

Kadıköy ve Beyoğlu semtlerinde sahaf dükkânları açılsa da bir türlü ısınamamıştı. Onun bir sevda gibi tutulduğu yer Bayezid Câmii civarında nadirattan bir sahaf olan Hasan Efendi’nin dükkânıydı. Sohbet ve yazılarıyla üzerinde çok emeği olan Bilge Kişi’nin sâyesinde tanımış, dükkânına o alıştırmıştı.

Kitap sohbetine olan aşkını bu gün de vuslata erdirecekti. Kim bilir neler konuşulacaktı? Hangi kitap tiryakileri gelecekti? Kitaplar üstüne gün görmemiş sözler duyacaktı yine. Ne çok şey biliyordu Sahaf Hasan Efendi? Eski ve yeni kitap kurtlarıyla olan hâtıralarını dinlemeye doyulmazdı. Bir sohbetinde İbnülemin Mahmud Kemal’in son yıllarına yetiştiğini, ünlü yazarlarla muhabbetine şâhit olduğunu anlatmıştı.

Ârif meşrebi ve güzel lisanıyla İstanbul beyefendisi mütevazı bir insandı. Eskilerin deyimiyle çok laf vardı onda. Hangi kitapları okuyacağı hakkında fikir verirdi. Açık tenli, uzun köşeli yüzü ve bembeyaz sakalıyla cezbeli bir pir-i fâni idi. Yaşı yetmişi geçmesine rağmen zihni berrak, hâfızası sağlam, zengin hâtıraları olan bilgili biriydi.

Modern eğitimin yanında medrese eğitimi de almıştı. Osmanlı Türkçesini iyi biliyordu. “Gençliğimden bu yana başka işler yapma imkânım olduğu halde, Allah hilkatimi kitaplarla meczettiğinden sahaflıktan başka iş yapamıyorum” demişti bir sohbetinde.

 

Refik Hüzünkâr onun müdâvimlerinin çokluğundan rahatsız olurdu. Çünkü hususi sohbet etmesine fırsat vermezlerdi. Gereksiz kitap hastaları gelir, bereketli vaktini öldürürlerdi. Buna çok canı sıkılırdı. Boş vakitlerini kollamaya çalışır, dükkândaki kitap tiryakilerinin eşkâline şöyle bir bakar, lafebesi, kendini beğenmiş kitap psikopatı varsa, Bayezid Meydanı’na doğru tur atar, daha sonra gelirdi.

                       

Sahaf Hasan Efendi yıllanmış ahşap masasında bir kitabı inceliyordu. Hayret, kimse yoktu! Çok sevindi Refik Hüzünkâr. Onu yalnız başına dinleyebilecek, sorular sorabilecekti. Selâm vererek elini öptü ve kitap istiflerinden arta kalan, ancak dört kişinin sığabileceği daracık mekânın bir köşesine oturdu. Duvarları yüzlerce kitap dolu orta büyüklükteki dükkânın her karesinden kitap kokusu geliyordu.

 

Hâl hatırdan sonra, sahafların “kitap muhabbeti çayı” dedikleri çaylar geldi. Sohbeti bölücü kimselerin uğramadığı bir gündü bugün. Sıkılmadan oturuyordu. Bir soru sorsa ayıp mı olurdu? Utangaç bir eda ile “Efendim, sahaflığın geçmişini sormak istemiştim…”

 

Sahaf Hasan Efendi, “çayın olmadığı yerde kitap sohbeti etmek caiz değil” dediği çayından bir yudum aldı ve zaman tüneline girer gibi başladı anlatmaya:

     

ESKİDEN SAHAFLARIN ŞEYHİ OLURDU                                    

 

Kitapların sahife sahife olmasından dolayı sahifelerin çoğulu olan sahaf denilmiş bu işi yapanlara. Kelimenin aslı sahhaftır. Zamanla telaffuz değişti.  Eskiden sahaflar çarşısının bir şeyhi olurdu, tellâlları ve kâhyaları vardı. Sahaflar arasındaki anlaşmazlıkları çözmek ve devletle irtibatı sağlamak bakımından vazifesi çok mühimdi. Yanında hattatlar çalışırdı. Her kitaptan bir tane, sahife sahife ciltsiz olarak dururdu. “Şu kitabı istiyorum” diye sipariş verildiğinde, hattatlara bu kitabı verir, onlar da bir numunesini yazar, getirirlerdi. Sonra sayfalar kitap hâline getirilip sahibine verilirdi. 

 

Sahaflar şeyhinin ilki on dördüncü asırda Bursa’da Mahmut Şeyhi, sonuncusu İstanbul’da Hacı Muzaffer Ozak Efendi’dir. İlk sahaflık Orhan Gâzi zamanında Bursa’da kuruldu. Sonra Edirne’ye, ardından İstanbul’a geldi, Fatih, Eyüp ve Bayezid’de devam etti. Sahaflar padişaha memleketin kültür ve kitap okuma seviyesi hakkında bilgi sunarlardı. 

 

SAHAF MEKTEPTE YETİŞMEZ

 

Eski kitap alıp satan herkese sahaf demek yanlıştır. Sahaf mektepte yetişmez; ne kursu vardır ne de hocası. Okuyup yazma ile değil, kitapların içinde çalışa çalışa kazanılır. Daha iyiyi iyi olandan ayırır; yâni hangi kitabın birinci, hangisinin ikinci kaynak olduğunu bilir. Ticaret değil, gönül ve ilim işidir. İyi bir sahaf kitap doktorudur; bir kitabın ilmini, kime verileceğini bilir ve ehline yol gösterir.

 

Arapça-Farsça-Osmanlıca bilmesi, hat ve tezhip gibi kitap sanatlarından anlaması şart. Kâğıt ve cilt konusunda da bilgi sahibi olmalı. Kitabı erbabına satma âdabını da bilmek gerek. İyi bir sahaf, kitabı çok para verene değil, içinde bir şey arayan sevdalısına verir. Parayı sevmez, parada onları. Elinde üç beş kuruş oldu mu hemen gider kitap alırlar. Bir huyları da var ki kitaplarını çok kıskanırlar. Varsa yoksa dünyaları kitaplarıdır. Kitaba âşık adamlardır. Kitaplarımı sattığımda üzülüyorum. Camda görünen kitap, kitap değildir. Kitap selülozdur elinize alacaksınız ve o selüloz kokusunu duyacaksınız.

 

Ellili yıllara kadar bohçacılar vardı, mahalleleri dolaşıp aldıkları eşyalar arasındaki eski kitapları sahaflara satarlardı. Ölen bir âlimin varisleri, kitapları önceden vakfedilmediyse çoğu zaman sahaflara getirip mezata vermek sûretiyle sattırıyorlardı. Bu nesil kesilince eski kitaplar da kesildi. Cumhuriyetin otuzlu, kırklı yıllarında çok kitap imha edildi. El yazma eski eserler kalmadı. Kıymetini ve nasıl muhafaza edileceğini bilen de yok.

 

Osmanlı zamanlarında müellif binbir zahmetle telif ettiği kitabının korunması için kapağına “Yâ Kebikeç” yazarmış. Kitapların kurtlardan güvelerden korunması için yazılmış bir nevi muskadır, duadır; efsun diyenler de var. “Ey kurtçuk, bu kitap sana ait değil, başkasının malına zarar verme!” ikazıymış. 

 

Kebikeç’in, kitap kurtlarının meleği yahut cini olduğuna inanılırmış. Kitap haşeratları, efendilerinin ismini kitabın üzerinde görünce “Bu kitap efendimizin himâyesinde” diyerek yaklaşmazlarmış. Bu söyleyeceğim bir fıkra olarak anlatılır ama inanın benim de başıma geldi. Bir kütüphâne memuruyla birlikte elyazması bir kitaba bakarken, kitap kurtlarının hususen “Ya Kebikeç” yazısını yediklerine şâhit olmuştum.

 

ERMİŞ SAHAF MENKIBESİ

 

Meşrutiyet Dönemi’nin son yıllarında sahaflık yapmış bir zâttan dinlediğim “Ermiş Sahaf” menkıbesi var bu şehrin mâzisinde. Sultan Abdülaziz devrinde, değerli kitaplarının sayısını kendisi de bilmeyen bir sahaf yaşarmış. Bir gün aklına şöyle bir fikir gelmiş:

    

“Şu fâni dünyada elde etmediğim kitap kalmadı. İstanbul’dan Şam’a, Mısır’dan Bağdat’ a kadar herkes bana istediğim kitabı getirdi. Çok kitap alıp satarak zengin oldum. Bundan sonra ahret hazırlıkları içinde olup boşuna geçmiş günahlı günlerimi telâfi etmeliyim. Kitaplarımı önce ihtiyaç sahibi kitap müptelâlarına, sonra ilim sahibi olanlara dağıtıp paylaştırmalıyım. Belki bunun sevabıyla cennete girebilirim” demiş.

     

Dediğini de tastamam yapmış. Zamanın İstanbul’undan, Bursa’sından, taşra şehirlerden duyup gelen onun kitaplarından nasiplenmişler. Bu hasenatı yaptıktan sonra bir gün karşısına aksakallı bir eren çıkmış. “Ben senin bahtının kuvvetiyim. Sen bütün kitaplarını kitapseverlere dağıtıp onları sevindirdin. Senin sonun hayırlı olacak; bu günlerde abdestsiz gezme. Azrail âleyhisselâm seni yoklayacak, haberin olsun” demiş ve kaybolmuş.

 

O sahaf üç gün sonra vefat etmiş. Cenazesine onun hayır hasenatını gören çok sayıda ilim erbabı ve kitap tiryakisi katılıp ta’zimde bulunmuşlar ve mezarını türbeye çevirmişler. Bir müddet sonra bu türbeye “Ermiş Sahaf Türbesi” demişler.

 

“İşte böyledir sahaflık” dedi Sahaf Hasan Efendi. Soluklandı ve çırağından çay söylemesini istedi. Refik Hüzünkâr “Efendim, müsaadenizi istesem…” dedi ve elini öpüp kalktı…

 

Akşamın ucu görünmeye başlamıştı. Öğle üzeri güneşli olan hava değişmiş, hafif yağmur yağıyordu. Evindeki kitaplarına doğru cezbe hâlinde yürüyordu bugün. Sevinçliydi. “Ne çok şey dinledim Sahaf Hasan Efendi’den, ah, kitaplar!” dedi.

 

 

 

 

 
Etiketler: Sahaf, Hasan, Efendi, , , , , , , , ,
Yorumlar
Diğer Yazılar
“Selülozofiller” ve “Bibliyofiller”
Faydasız kitap okumak
“Her Cumhuriyet hâkimiyet-i millîye değildir”
“Her Cumhuriyet hâkimiyet-i millîye değildir”
“Cumhuriyet Bayramı”nı kimler niçin kutlar?
“Şifa kabul etmez ağır kitap hastaları”
Mecânin-i kütüb yahut kitap mecnûnları
Kitap yârânının efendisi
“Oku! zira okumayan azgınlaşır”
Musul / Kerkük’ün başına gelenlerin müsebbibi Lozancılardır
Türkler Hakk’a tapan millettir
Müslüman mahallesinde domuz dersi verilir mi?
İtirazın İsmailcesi
İsmail bayramı
Her kurban İsmail’dir, İsmail’iniz yanınızda mı?
İsmail ve bıçak
Kimi etine tâlib olur İsmail’in, kimi adanmışlığına
Milliyetçilik, cumhuriyet ve devlet Atatürkçülükle mi kaimdir?
Herkes İsmail olmalı
Osmanlı’da askerlik meselesi
Bir buğday yetiştiricisi bir darbeci generalden değerlidir
Dergi de okuyalım; dergisiz olmaz
Kitap ve dil
Yarın ölecekmiş gibi yazmak
Modern yazı seküler ve aidiyetsizdir
Kurtla çoban arasında mesai yapanlar
Kurtla bir olup kuzuyu yedikten sonra çobanla ağlayanlar
Darbeci bir general şu mısraları okuyabilir mi?
Darbeci generaller omuzundan akıllı olur
Darbeci generaller psikopattır
Darbeci generallerin çöküşü
15 Temmuz darbeci generallerle milletin savaşıdır
Darbeye karşı selâ, ezan, millet
İyi yazı kütük ve nakış sahibidir
“İyi yazı kötü yazı”
Tokluk âfettir, Müslüman az yemeli
Aynaya bakmak marifettir
Aynaya bakınca ne görüyoruz?
Somalili Mahmut’un yüreğinde Türkiye/Somali kardeşliği
Edebî hayatların kitabı: “Mekân Hikâyeleri”
Cümle Âlemin Efendisi’ne (s.a.v.) hâlnâme
Alkollü hayatı Kemalist CHP resmîleştirdi
CHP’nin cemâziyelevvelini bilir misiniz?
Dil Kapısı’ndan geçenler
Muhsin Beğ’imizden hamiyet kaldı bize
Ehl-i gece olmak
İstiklâl Marşı’nın başına gelenler
Avrupa’nın binyıllık Türk korkusu
İstiklâl Marşı mı değişsin, Cumhuriyet mi?
Türk’ün güzel sıfatlarından alpereni doğru anlamak
Cumhuriyetin “Millî” kavramına ettiği zulümler
Terkip ve İnşâ dergisinden “İslâm maarif sistemi
Millet kimlikli Türklük mü, ulus kimlikli Türklük mü?
Türk’ü Türk yapan Cumhuriyet değil, İslâm’dır
Himmeti millet olan Türklüğe ihtiyaç var
Kumarbaz Cumhuriyetin Murdar Millî (!) Piyangosu
Kalbiniz kışa dönmüşse baharla diriltin
“Aman” diye kimi çağırmalı?
Şehitlerin kanı yüzümüze değiyor/ kaatil: ABDHDPKK’dır
“Çaldım yârin kapısın…”
“Çınar”ı nasıl bilirsiniz?
Sadra şifa bir kitap: “Evin Mahremi Olmak”-2-
Kemalistler Batılılaşma uğruna Musul’dan vazgeçti
Ey ahmak! ölümden güzel bir şey var mı?
Ölümle aranız nasıl?
Müslüman Doğulu musunuz, Batılı mı?
Dil Kapısı
İsmail ve bıçak
Cemaat önderi, hocaefendi ve âlim sıfatlı Belâmlar
Bu ülke ecdadımındı / bugün benim / yarın oğlumun ve onun oğullarının olacak
Darbeci generallerin soy ağacı
Türkiye’nin emniyeti, himmeti millet olan Türklerdedir
Göster Âl-i Osman Türklüğünü Ey Türk Ordusu!
Siyaset elinde şahlanamayan bir hareket: Alperen Ocakları
Kurtlar ve darbeci generaller
Hayat yavaştı yavaş yaşardık eskiden
Ezanın hasmı darbecilerin ezana yenilişi
“General elbisesi giyen horoz”
Muhsin Yazıcıoğlu suikastının kuyruğu göründü…
Türkler Hakk’a tapan millettir
Darbeye karşı selâ, ezan ve millet
Tanrı yok, generaller var!
Darbeci generaller psikopattır
Bir buğday yetiştiricisi bir generalden değerlidir
Darbeci generaller omuzundan akıllı olur
Türkiye Yazarlar Birliği Kahramanmaraş Şubesi’nin başına gelenler
Ey generaller! sizi sigaya çeken bir millet var
Darbeci generallerin çöküşü
Târih şöyle yazacak: Darbeci generallerle milletin savaşı
“Tek Kapı” ya açılan Kapılar…
İnsanlar televizyon seyrederek ölüyorlar
Müslümanın hayatına giren Avrupa âdetidir tâtil
Eşref-i mahlûkat’tan homoekonomikus’a dönüşenler
Ölüm haberleri ve tâziyelerimiz de laikleşiyor
Sizi alnınızdan öperim Alperenler!
Uykuya dost olan Müslüman çoğalıyor/sa…
Benim yaram derin derin…
Vatan hainliğinin târifi
Amerikan yardımı alan 27 Mayıs darbecileriyle CHP ikizdir
Sohbetle sahâbe olanların milletindeniz
Medeniyet dâvamızı omuzlayan dergi: Terkip ve İnşâ
Türkiye’nin emniyeti, himmeti millet olan Türklerdedir
Yüreklerinde anne ateşi sönmeyen iki şair:
Hümâ kuşuna yahut “Himmet Hümâları” na tutunmak
Laik-altı ok anayasası Müslümanca ıslah edilmeli
Türkiye, Büyük Doğu Fikrine muhtaç
Dostunuzu, yâni benzerinizi bulun
Millet, din ve şeriat üzere gidilen yoldur
Modernizme karşı dost ve dostluk
Efendimiz Aleyhissalâtüvesselâm doğduğunda
Suriye meselesini yakın tarihte aramak
Bin miligramlık şiir böyle olur efendiler!
“Okuryazar mısın, Uyurgezer mi?”
Dil Kapısı’ndan geçmedikçe
Vatan müdafaasına çıkan dost hüzün yollamış
Nekrofil PKK ve dış düşmanlar yine Ankara’da…
“Ağlayın su yükselsin belki kurtulur gemi”
28 Şubat’ın apoletli kurtlarıyla bir olup kuzuyu yiyenler
Mukaddesatçı iktidarın medeniyetle imtihanı
“Yârin Şifa Kapısı”
“Türkü Yazıları”
Şehitler için vurun askerler vurun PKK’lıları
Bir Hocam ve Dükkânnâme
Türkiye, Bayırbucak’ı ilhak etmeli
Maraş Maraş Derler Kahramanlığın Adına
Suriye Türkmenleri, onlarda kim?!
Suriye Türkmenleri, onlarda kim?!
Türkiye PYD’ya karşı Suriye Türkmenlerini Masa’ya getirmeli
Türkiye’de aydının anatomisi
Medine, Medeniyet ve Şehir
Akademisyenin recüliyeti var mı?
Hüda Par’dan iki mektup
Türkçülerin meylettiği müelliflerin medeniyet fikrindeki ârıza ve farklılıklar
Ârızasında ısrar eden bir Türkçünün ithamnâmesi
Mehmet Âkif, Kemalist cumhuriyeti tasdik etmedi
“İktidarda Kim Var?”
Mehmet Âkif’in cenazesinde cumhuriyetin şefleri yoktu
El çek hüznümden ey zâhir erbabı
Türkçülük hareketinin Türklük anlayışı ârızalıdır
Türk milliyetçilerinin iflah olmaz hastalığı: “Atatürk’e bağlılık”
Müslümanın itini bile seven adam: Muzaffer Gözükara!
Her yer kitap, her yer fikir ve edebiyattı o gün…
“Rıza” yahut “Râzı” olmayı unutunca…
“Kelimelerin Seyir Defteri”nde yazılanlar
İslâm Medeniyetinin mukaddimesi: Câmi
“Ya Tahammül Ya Sefer'den Bize ‘İstikrar’ Düştü!”
Türkiye’deki milliyetçi hareketler İslâmî ihtiyaçtan doğmadı
“Bosna Bizim Neyimiz Olur?”
Milliyetçilik yola özürlü çıkınca…
Alkollü laik hayatı Kemalist CHP resmîleştirdi-1-
Chp’nin bugünü de cemâziyelevveli gibi kirlidir
“Maruz Kalanlar Nesli”
Kaldırım imarına değil, gönül imarına ihtiyaç var
Âkif, İslâm; Gökalp, Batı medeniyetinden yanadır
Millet, din ve şeriat üzere gidilen yoldur
İslâm medeniyetinde mûsikî “hikmetten bir cüzdür”
Üç yaralı kavram: asabiyet, kavmiyet, milliyet
“Çağın İsmailleri! bize et size cennet düştü”
Her kurban bir İsmail’dir, İsmail’iniz yanınızda mı?
Dindar Kürtlerin ve bir Astsubayın HDPKK hakkında görüşleri
Dindar / ümmetçi Kürt kardeşlerimizin cevapları
Dindar / Ümmetçi Kürtler de özerklik ve resmî dil istiyorsa…
Said Nursî Hazretlerinin “Medeniyet-i Kur’ânîye” fikri
“Aç canavara (HDPKK) tahabbüb, iyiliğini değil iştahını artırdı
Modernizmin bulaştırdığı bir hastalık: “İhtiyaç tuzağı”
Şehitler için vurun askerler vurun PKK’lıları
Kim “HDPKK”ye oy ve medya desteği vermişse haindir
Fikir Teknesi’nden peş peşe fikirli kitaplar…
Ahmet Cevdet Paşa’nın fıkıh üstü Medeniyet-i Cedide’si
Şehitlerin kanı yerde mi kalacak?
Nekrofil (ölüsevici) PKK, Amerika/İsrail provokasyonu iş başında
“Gurbet nedir bilir mi o menfâya gitmeyen?”
Tokluk âfettir, Müslüman az yemeli
Gök Kapılarından geçmek
Doğu Türkistan’a Ecdâdımız Gibi Gitmek
Alperen, İslâm devleti dâvasının mükellefiyetini taşıyana denir
Kürtçülüğün çâresi Said-i Nursi Hz.lerinin fikirlerindedir
CHP’nin desteklediği 27 Mayıs darbecilerine Amerikan yardımı
İlk Amerikancılar Chp’li, yâni Kemalistlerdi
“Amerikan saatine göre uyuyan Türk münevveri…”
“Millet”in târifi yahut millet olmanın müslümancası
19 Mayıs bayram değil, Atatürkçülük karnavalıdır
Nü-sever General Evren’in Akıbeti
İdrakimize vurulan Atatürkçülük zincirini ne zaman kıracağız?
Medeniyetimize Kasteden Medeniyetsiz Cumhuriyet
İktidar da dâhil, partilerin seçim vaatleri bayat ve fikirsiz
Altı ok muhibbi bir zındık: domuzsever Abdullah Cevdet
“Dinî” mânasına gelen “millî” kavramı neleri haizdir
Dostâne Fiskeler
Efendimiz Aleyhisselâtüvesselâm’ın şehri Medine
Efendimiz aleyhissalâtü vesselâm doğduğunda
“En iyi Türk ölü Türktür; en iyi Kürt ölü Kürttür”
“Daha Çok Ölü İstiyorum”
Fikir Teknesi’nden Necip Fazıl ve Büyük Doğu Devleti üstüne kitaplar
Tekbir, salavat ve mehterle Çanakkale şehitlerini yâdeden üniversite…
Altı Ok Cumhuriyetinin kadın projesi: “Kur’an’ı kapa, kadınları aç”
Hilâfetçilikten Devrimciliğe Evrilen “CHP Makyavelizmin Partisidir”
28 Şubat’ın paranoyak generalleri
Kıyafet İnkılâbının Kurbanı Kadınlar ve Kızlar
Bir “Türkçü” nün Türkler için zararlı fikirleri-2
Ulusal Gazeteler
Alıntı Yazarlar
K. Maraş
Çok Bulutlu
Güncelleme: 17.12.2017
Bugün
- 14°
Pazartesi
- 15°
Salı
- 14°
K. Maraş

Güncelleme: 16.12.2017
İmsak
Sabah
Öğle
İkindi
Akşam
Yatsı
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
1
Galatasaray
32
33
3
2
10
15
2
Medipol Başakşehir
30
25
3
3
9
15
3
Fenerbahçe
29
31
2
5
8
15
4
Trabzonspor
28
32
4
4
8
16
5
Göztepe
27
28
4
3
8
15
6
Beşiktaş
27
23
2
6
7
15
7
Kayserispor
27
23
2
6
7
15
8
Bursaspor
24
27
6
3
7
16
9
Sivasspor
23
21
7
2
7
16
10
Kasımpaşa
19
24
7
4
5
16
11
Akhisarspor
19
20
6
4
5
15
12
Alanyaspor
18
27
8
3
5
16
13
Yeni Malatyaspor
16
18
7
4
4
15
14
Osmanlıspor FK
14
22
9
2
4
15
15
Atiker Konyaspor
14
15
9
2
4
15
16
Antalyaspor
14
15
7
5
3
15
17
Gençlerbirliği
13
19
9
4
3
16
18
Kardemir Karabükspor
8
13
11
2
2
15
Arşiv Arama
Modül 1

Bu modül kullanıcı tarafından yönetilir, ister kod girilir ister iframe ile içerik çekilir. Toplamda kullanıcı 5 modül ekleme hakkına sahiptir, bu modül dahil tüm sağdaki modüller manuel olarak sıralanabilir.

Haber Yazılımı